SELAMUN ALEYKÜM MÜMİN KARDEŞLERİM.ALLAH YARDIMCINIZ OLSUN FAZLA GÜZEL HAZIRLAYAMADIM AMA ELİMDEN GELDİĞİ KADAR YAPTIM.İNŞALLAH RESİMLERE BAKTIKÇA SİZE BİŞEYLER VERİR.RABBİM DİLİNİZDEN DUAYI KALBİNİZDEN TAKVAYI EKSİK ETMESİN.BANADA DUA ETMEYİ UNUTMAYIN.
Irkçılık insanlık tarihi boyunca baş belası olmaya devam etmiştir. Ancak hiçbir dönemde son dönemlerde yaptığı tahribatı yapamamıştır. özellikle İslam ümmetine olan tahribatı çok çetin olmuştur.
Diğer milletler zayıfken sakin ve kendi hadlerinde kalırlar. Dolayısıyla isteseler de pek zarar veremezler. güçlü oldukları zaman ise hırçınlaşıp hem insanlığın hem de kendi kendilerinin baş belası olurlar. Biz kendimizi biliyoruz bileli İslam âleminin den batıya bir saldırı olmadı. Batı âleminden ise İslam âlemine saldırılar hiç durmadı. Başta ABD olmak üzere emperyalist batının bir asırdan fazladır giriştikleri; işgal, soykırım, katliam ve sömürü girişimleri bunun apaçık örneğidir.
İslam ümmeti ise güçlüyken insanlığa adalet dağıtan huzur ve güven kaynağı ve bir denge unsuru olmuştur. Zaafa uğradığında ise denge bozulmuş hem kendisi hem de insanlık çok şey kaybetmiştir. “Müslümanların gerilemesiyle dünya neler kaybetti” ismiyle yazılan kitaplar boşuna yazılmamış. Dolayısıyla İslam ümmetinin ırkçılıktan gördüğü tahribat ve zarar sadece ümmeti değil tüm insanlığı ilgilendirmektedir.
Bu ümmet, Emevi- Abbasi kavgalarını, Moğol, Tatar istilalarını, irili ufaklı on sekiz haçlı savaşını atlatmış, sendelemiş ama yıkılmamıştır. Ancak ırkçılık belasını atlatamamış, yenik düşmüştür. Batının ümmeti elli küsur parçaya bölmesinde, sonraki işgal ve sömürü çarkının işletilmesinde vs. zulümlerin hepsinde de en etkin silah ırkçılık silahı olmuştur. Şu anda da zulüm çarkının her yönüyle işletilmesinde en çok işletilen fitne planı ırkçılıktır.
Hâlbuki Resulullah (sav) öncesi, insanlık ırkçılık belası sebebiyle çok ciddi problemlerle boğuşuyordu ki İslam kardeşliği sayesinde bu beladan kurtuldular. öyle ki basit sebepler yüzünden birbirine kıymak için bahane arayan insanlar birbiri için ölmeye hazır hale geldiler. İşte bunu İslam sağladı. ümmet şu anda da yaşadığı belalardan İslam kardeşliği, ümmet bilinci ve düşmanlarının işlettiği ırkçılık fitnesinden arınmakla kurtulabilir. Ne demokrasi ne sair süslü fikir, demeç ve izimlerin bu konuda sözü olamaz. Esasen bunlarda emperyalist sömürgeci güçlerin zulüm ve sömürü çarklarını işletmelerinin başka vasıtalarıdır.
İslam’ın iki temel esasının ırkçılıkla ilgili onlarca nass’tan sadece birkaç örnek;
• “Ey insanlar şüphesiz sizi bir erkek bir dişiden yarattık. Sizi soy ve kabilelere ayırdık (ama) tanışasınız diye. Allah cc katında en üstün olanınız en çok takva sahibi olanınızdır (Hucurat 13)
• Göklerin ve yerin yaratılışı, dillerinizin ve renklerinizin farklılığı da O’nun (yüceliğinin) alametlerindendir. Şüphesiz bunda bilenler için ibretler vardır. (Rum 22)
• Irkçılığa çağıran bizden değildir. Irkçılık yolunda savaşan (mücadele eden) bizden değildir. Irkçılık üzere ölen bizden değildir. (Ebu Davud)
• Ey insanlar dikkat edin; şüphesiz Rabbiniz birdir, babanız birdir. Dikkat edin ne Arab’ın aceme ne acemin araba, ne beyazın siyaha ne de siyahın beyaza üstünlüğü yoktur. üstünlük ancak takvayladır. Dikkat edin tebliğ ettim mi? Evet dediler. Buyurdu ki buda bulunanlar bulunmayanlara iletsinler. ( Kurtubi cami’ul beyan c1 s 223)
• öyle kavimler gelecek ki; ölen atalarıyla övünecekler, onlar cehennemin kömürüdürler, onların Allahın cc katındaki değeri burnuyla pislik yuvarlayan böcek kadar bile değildir. Şüphesiz Allah cc sizden cahiliye ayıbını ve atalarla övünme kirini gidermiştir. Kişi ya takva sahibi salih veya şaki ve fasıktır. İnsanların tümü âdem’in as çocuklarıdır, âdemde topraktandır. (Ebu Davud, Tirmizi)
Bu ayet ve hadislerdeki “Ey insanlar” şeklindeki genel ifadeler soy itibarıyla tüm insanların eşit olduğuna işaret ederken, üstünlüğün de ırk, soy ve renkle değil sadece takvayla olduğunu net bir şekilde ifade ediyor.
Siyonizm ve haçlı ittifakı İslam ümmeti arasına tefrika koymak için her yolu denemiştir. Şimdi film, dizi, fıkra ve her türlü kitle iletişim araçlarıyla yaptığını, geçmişte hikâye, masal ve çizgi roman vb. yollarla hep yapmaya devam etmiştir.
İBN-İ Humeyze, Selman-ı Pak (r.a.)’dan naklediyor: Resûlallâh (s.a.v) Şaban ayının son gününde bize hitap etti ve şöye buyurdu:
“Ey insanlar! Büyük, mübaret bir ay size geliyor.Öyle bir ay ki; ondan bin aydan hiyırlı bir gece vardır.Allah o ayın orucunu farz kılmıştır.Gece sahura kalkmayı da sünnet kılmıştır.kim o ayda iyilikten bir hasletle (Allah’a) yaklaşırsa onun (ramazanın) dışında farzı yerine getiren kimse gibi olur. O, sabır ayıdır.Sabrın sevabı cennettir.Yardımlaşma ayıdır.Onda mü’minlerin rızkı artar. Kim bir oruçluya iftar ettirirse, günahları affedilir, boynunu ateşden kurtarır.Onun sevabından bir şey eksilmeksizin kendisi de aynı sevabı alır”
Dediler ki: “ Ya Resûlallâh! Hepimiz oruçluya iftar ettirecek bişey bulamıyoruu.” Bunun üzerine Resûlallâh (s.a.v.) şöyle buyurdu:
“ Hz. Allah bu sevabı, bir hurma ile veya su içirmekle veya su karıştırılmış sütle oruçluya iftar ettirene de verir. O öyle bir aydırki, başı rahmet, ortası mağfiret, sonu da cehennemden azat olmaktadır.Kim bu ayda köle veya cariyesinin işini hafifletirse, Allahü Teala onu affeder ve cehennemden azat eder.
Şu dört hasleti mümkün olduğunca çoklaştırın: Bunlardan iki hasletle Rabb’inizi hoşnut edersiniz, iki hasletede siz muhtaçsınız. Rabb’inizi hoşnut kıldığınız iki haslet: Allah’tan başka ilah olmadığına şehadet etmeniz ve ondan bağışlanma dilemenizdir.Muhtaç olduğunuz iki haslet de Allah’tan cenneti istemeniz ve cehennemden ona sığınmanızdır.Kim oruçlu birine su içirirse; Allah’da ona benim havzımdan içirir ki o, cennete girinceye kadar susamaz.”
KENDİ AYIBINI BİLMEK
Ebu Yezid Bestami (k.s.) hazretlerine, bir insan ne zaman kamil bir insan olur? Diye soruldu. “ Bir insan kendi ayıplarını bildiği ve düzeltmeye çalıştığı zaman.” buyurdular.
Eline Sağlık Arkadaşım. Selam ve Dua ile. Rabbim Yardımcınız Olsun !!